3 Mayıs 2013 

Öğrencilerden bir sanat dergisi : Kutu

Kutu Dergisi 2011 yılının kış döneminde yayına başlayan, Koç Üniversitesi öğrencileri tarafından hazırlanan bir kültür sanat dergisi. Şu ana kadar beş sayısı çıkan dergi dışlanmışlar, dönüşüm, delilik ve şans temaları ile yayınlandı. Her sayıda farklı bir temayı farklı bir bakış açısı ile inceleyen Kutu, üniversitedeki sanat algısını güçlendirmeyi hedefliyor. Dergi hakkında Kutu’nun Genel Yayın Yönetmenliğini yapan, hem 2012 Endüstri mühendisliği ve İşletme mezunumuz hem de Ekonomi master öğrencimiz Mert Gümren ile görüştük.
 

Merhaba Mert, bize biraz Kutu dergisinden bahseder misin? İlgi çekici olmasının yanında Kutu nasıl bir dergi?

Kutu Dergisi öğrenciler tarafından hazırlanan bir sanat dergisi. Sürekli kendini geliştiren ve aslında deneyselliği hedefleyen bir dergi. Özgür bir paylaşım ortamı ve kendini arayan bir dergi aslında. İnsanın değişen ruh halleri gibi, o da farklı ruh hallerine bürünüyor, kendini farklı şekillerde açığa vuruyor. Bir derginin insana arkadaşlık yapabileceğine inanıyorum, ve Kutu’nun da öyle bir dergi olmasını istiyorum aslında. Fakat o deneysellik ve samimiyet seviyesine ulaşabilmek için biraz zaman gerekiyor.
 

Kutu’yu çıkarma fikri nasıl oluştu. 5. sayıya kadar nasıl süreçlerden geçtiniz?

2010 yılına kadar çekirdek kadromuz ve şu anda mezun olmuş arkadaşlarımızla “Koçpost” ismindeki okul gazetesini çıkarıyorduk. Fakat bu gazete içeriği bakımından çok karışıktı. Bir sayfasında hukuksal bir problem ile ilgili bir yazı varken, diğer sayfasında mizah yazısı bulabiliyordunuz. Aklımda hep, daha sınırlanmış bir konu üzerine, ve daha spesifik bir hedef kitleye hitap eden bir dergi oluşturma fikri vardı. O sene yaz tatilinden önce ekip olarak bir araya gelip, derginin isminin ve tarzının nasıl olması gerektiğine dair toplantılar yaptık ve ortaya “Kutu” çıktı. İlk sayımızda çok amatördük ve bunun farkında değildik. İlk derginin çıkmasının üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçti ve dönüp bakınca “ne kadar çok şey öğrenmişiz” diyorum. Dergiyi yaratırken öğrendiğimiz en önemli bir şeylerden biri “başka dergilerin çok güçlü olduğu alanlara girmemek” oldu, çünkü onu yaptığınızda çok farklı bir yöne doğru gidiyorsunuz. Mesela İstanbul’daki güncel kültür sanat etkinliklerini anlatma işine girişsek, bunu bizden çok daha iyi yapacak birçok dergi olacak. Biz bu süreçte daha güçlü olduğumuz alanları ön plana çıkarmayı öğrendik ve ortaya Kutu çıktı.
 

5. sayıyı anlatır mısın? Bu sayıda neler var?

Bu sayıda temamız şans. Şans konusunu olabildiğince farklı yönlerden incelemeye çalıştık. Kapağımızdan anlayabileceğiniz gibi, Magritte ile başladık ve Magritte’teki olanaksızlık kavramı ile şans konusu arasındaki bağlantıyı inceledik. Ayrıca dosya konusunda John Cage ve Duchamp gibi şansı hayatınının bir parçası olarak kullanmış kişilerden bahsettik. Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü öğretim üyesi Laleper Aytek bu sayıda bize “Şans ve Fotoğraf” isimli yazısıyla katkıda bulundu. Ayrıca bu sayımızda iki çok güzel röportaj var: Birincisi Penguen dergisinin genç karikatüristi Cem Dinlenmiş, ve diğeri ise, otostop çekerek Türkiye’yi dolaşan “Bindik bir Alamete” ekibi. Bu sayıda dergimizin biçimini ve logosunu değiştirdik ve tarzımız ile daha uyumlu bir hale getirdik. Sürekli öğrenen bir ekip olmanın bir sonucu diyebilirim buna. Altıncı sayımızı “Yaz 2013” olarak haziran ayının ortasında çıkarmayı planlıyoruz. Yaz sayısı için çok güzel planlarımız var, çok iç ferahlatıcı bir dergi olacak diyebilirim.
 

Biraz da ekibini tanıtır mısın?

Ekibimizde mühendislikten, medya bölümüne kadar her bölümden öğrenci dergide aktif olarak rol alıyor. Çekirdek bir kadromuz var ve bu kadro neredeyse 2010’dan beri dergiyi yürüten ekip.
 

Bir öğrenci dergisi çıkarmanın zorlukları var mı? Ekip olarak nasıl deneyimler edindiniz?

Dergi çıkarmak kesinlikle bir tutku işi. Bu işe tutkuyla bağlı değilseniz hiç bulaşmayın derim. Dergi çıkarmaya başladığınız anda, dergi tüm hayatınıza nüfuz ediyor, ve ondan başka bir şey düşünemez oluyorsunuz. Bu işe dergicilik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir ekip olarak başladık. Benim tasarım konusunda en ufak bir bilgim yoktu mesela. Derginin tarzını ve içeriğini nasıl oluşturacağımıza dair de bir fikrimiz yoktu. Ama zamanla o kadar çok şey öğrendik ki, geriye dönüp baktığım zaman çok şaşırıyorum.
 

Dergi hakkında nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Genelde dergi hakkındaki tepkiler çok olumlu oluyor. Bazen övgü dolu mailler alıyorum ve bu beni çok sevindiriyor. Çünkü bir insan dergiyi okuduktan sonra üşenmeyip dergiyi çıkaran kişilere mail atıyorsa, işte o zaman dergiyi gerçekten sevmiştir bana göre. Genelde derginin kapağı ve tasarım ile ilgili çok olumlu yorumlar aldım. Bazen insanlar “Derginin içeriği hep böyle ağır mı olacak?” diye soruyorlar. Onlara “Evet” diyorum çünkü derginin insanlara gerçekten bir şeyler katmasını istiyorum.
 

Dergiye reklam alıyor musunuz? Mezunlarımızdan bu konuda istediğiniz bir destek var mı?

Dergiye reklam almaya çalışıyoruz fakat biliyorsunuz ki dergiye reklam almak o kadar kolay olmuyor. Sadece reklam alma işiyle uğraşan bir ekibin olması ve sürekli reklam kovalaması gerekiyor. Dergideki herkes bir yandan öğrencilik işiyle uğraştığından, reklam alma üzerine çok gidemiyoruz. Dergide reklamını yayınlamak isteyen kişiler bize ulaşıyorlar. Mezunların desteği bizim için tabi ki çok önemli. Yüksek lisansımı bitirdiğim zaman Kutu’nun kendi ayakları üzerinde duran bir dergiye dönüşmüş olmasını istiyorum.

Kutu'nun eski sayılarına ulaşmak için: http://issuu.com/

Kutu'nun 5. sayısı için tıklayın.