26 Temmuz 2013 

Mühendislik ve İktisadi-İdari Bilimler Fakültelerimizde Dekan değişiklikleri

Mühendislik Fakültesi Dekanımız Murat Tekalp üç yıllık dekanlık sürecinin ardından görevi Fikri Karaesmen’e; İktisadi-İdari Bilimler Fakültesi Dekanımız Barış Tan ise altı yıllık dekanlık döneminin ardından dekanlık görevini Ali Çarkoğlu’na devretti.

Yeni ve eski dekanlarımızla görüştük, dekanlık dönemlerindeki gelişmeleri, yeni dönemdeki planlarını ve bundan sonraki çalışmalarını sorduk. Her geçen gün diplomalarımıza değer katan Fakültelerimizdeki önemli gelişmelerin mimarlarına teşekkür ederiz.
 

Mühendislik Fakültesi

Değerli mezunlarımız,
3 yıllık dekanlık süremi Şubat 2013 te tamamlayıp, araştırma programlarıma (ve normal ders yüküme) geri dönmüş bulunuyorum. Bu süre içinde Mühendislik Fakültesi büyük gelişme gösterdi ve önemli başarılara imza attı. Öncelikle fakültemize 10 tane çok başarılı genç öğretim üyesi kattık ve laboratuvar altyapısını önemli yatırımlar yaparak iyileştirdik. İyi donanımlı yeni bir Mekanik Atölye ve birçok yeni araştırma laboratuvarı açıldı. Üç sene içinde Mühendislik Fakültesi’ne giren tam burslu, yarı burslu, çeyrek burslu ve burssuz lisans öğrencilerinin puan ve sıralarında önemli yükselmeler gerçekleşti. Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği programlarımız için MÜDEK ve EUR-ACE akreditasyon başvuruları yaptık ve mümkün olan en uzun süre (5 yıl) için akredite edildik. Diğer 3 lisans programımız için başvurular bu yıl yapılmaktadır. Üniversitemiz Times Higher Education (THE) dünya sıralamasında ilk 250 içinde, 50 yaşın altındaki üniversiteler sıralamasında dünyada 31. sırada yer aldı. Makina Mühendisliği öğretim üyemiz Kerem Pekkan Türkiye için bir ilk olan Avrupa Komisyonu ERC-Starting Grant ödülünü aldı. Bütün bunlar ve daha birçok başarılar Koç Üniversitesi Mühendislik öğretim üyelerimizin dünya çapında üstün kalitesinin sonuçlarıdır. Sizler böyle bir kurumdan mezun olduğunuz için gurur duymalısınız.

Benim bundan sonrası için planlarım öncelikle araştırmalarıma odaklanmak ve 1995 yılında Prentice-Hall un bastığı "Digital Video Processing" ders kitabımın ikinci baskısını hazırlamak. 1995 yılında basıldığında alanındaki ilk ders kitabıydı ve oldukça popüler olmuştu ama üzerinden nerdeyse 20 yıl geçince kitabı tekrar güncel hale getirmek için ciddi bir zaman ve enerji gerekiyor. Araştırmalarım ise her zaman olduğu gibi görüntü ve video işleme konularında devam edecek. Son günlerde "Video Communication over OpenFlow Networks" başlıklı bir TÜBİTAK projem kabul oldu. OpenFlow bir yazılım tanımlı ağlar gerçekleme yöntemi. Yazılım tanımlı ağlar Internet tasarımında yeni bir çığır açacak bir teknoloji. Bu konuda çalışmak heyecan verici. Diğer heyecan verici bir alan spor videolarının gerçek zamanda analizi. Bu konuda da çalışmalarımız olacak. Güzel neticeler her zaman heyecan ve zevk vermeye devam edecek.

Hepinize sevgilerimi yolluyorum ve başarılar diliyorum.
Murat Tekalp

Ben Koç Üniversitesi'ne 2002'de katıldım. O dönemde Mühendislik Fakültesi'nden henüz mezun vermemiştik ve öğretim üyesi kadromuz yeni yeni oluşmaktaydı. Aradaki 11 yıl gerçekten çok hızlı geçti. Fakülteden mezun sayımız 1200'ü aşmış durumda. Mezunlarımız genç yaşlarına rağmen şimdiden profesyonel yaşamda önemli yerlere geldiler. Başarılı araştırmacı mühendisler, akademisyenler yöneticiler, girişimciler olarak bizlere gurur veriyorlar. Öğretim üyesi kadromuz ve bilime katkımız gerçekten dünya çapında. Aynı dönemde üniversitemiz de hızlı büyüyen, genç üniversite olmaktan çıkıp kurulumunu tamamlamış ve dünyaca sayılan bir kurum haline geldi.

Sadece 11 yılda böyle bir değişime tanık olmuş olmak gelecek için de beni çok heyecanlandırıyor. Önümüzdeki dönemde mezunlarımızın geleceği yerleri ve kazanacağı başarıları ve araştırma üniversitesi olarak bilime yapabileceğimiz katkıları düşünmek gerçekten heyecan verici. Bugünü çok başarılı ve gelecek için potansiyeli daha da yüksek olan bir kurumun içinde olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Fikri Karaesmen

 

İktisadi-İdari Bilimler Fakültesi
 

Merhaba Barış Bey, altı yıllık İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanlık görevinizden sonra Rektör Yardımcılığı görevine atandınız. Öncelikle sizi çok tebrik ederiz. Mezunlarımıza kısaca dekan olduğunuz döneme ait duygu ve düşüncelerinizi aktarır mısınız?
Ben Koç Üniversitesi’ne doktorayı tamamladıktan hemen sonra 1994 Temmuz ayında katıldım. Katıldığım anda üniversitemiz İstinye’deki geçici kampüsünde çok az sayıda öğretim üyesi ile eğitim vermeye başlamış yeni kurulmakta olan bir üniversiteydi. Kurulmakta olan bir üniversitede öğretim üyeliğine yeni başlayan bir akademisyen olarak seneler içinde bu üniversitenin gelişme sürecine katkıda bulunan sorumlulukları taşımaktan mutluluk duyuyorum.

Belki de yeni kurulma sürecinde katıldığım ve akademik gelişimimi burada yaşadığım için Koç Üniversitesi’ne karşı hep sorumluluk hissettim. Bu görevleri hep bu sorumluluk çerçevesinde kabul ettim ve yürüttüm.

Dekanlık yaptığım 6 sene içinde tüm fakülte öğretim üyelerimizin, öğrencilerimizin ve mezunlarımızın desteğini aldım. Bu destek ile yapmak istediklerimin çoğunu yerine getirebildim.

Bu görevi tamamlamakta ilgili duygularımın mezunlarımızın üniversiteden mezun olduklarında okulda geçirdikleri süre ile ilgili hissettikleri ile benzerlik taşıdığını düşünüyorum. Bu göreve başlarken öğrencilerimizin üniversiteye girdiklerinde bildikleri gibi ben de bu görevi belli bir süre yapacağımı biliyordum. Çok çalışmayla, bazen zorluklarla, güzel anılarla geçen 6 sene sonunda bu görevi yapmak istediklerimin çoğunu yapabilmiş olarak bitirmenin rahatlığını hissediyorum. Bu süre içindeki gözlemlerimin, deneyimlerimin ve anılarımın da hep benimle kalacağını biliyorum.
 

Dekan olarak göreve başladığınız dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız her şeyi hayata geçirebildiniz mi?

Her şeyi değil ama birçok şeyi hayata geçirebildim diye düşünüyorum. 2000-2001 senesinde ben araştırma iznimi Harvard Üniversitesi’nde geçirdim. Oradaki fakülte toplantı odasının duvarında o zamana kadar dekanlık yapmış kişilerin isimleri ve altında da dekanlık sürelerinde gerçekleştirdikleri bir kaç önemli katkı tek bir cümle ile belirtilmişti. Bu kişilerin bazıları 10, 20 sene dekanlık yapmıştı. Yaptıkları katkıların bu kadar kısa şekilde özetlenebilmesine rağmen bu kadar önemli olması beni etkilemişti.

Dekanlık görevine başladığımda önümdeki süreyi tamamladığımda bahsettiğim şekilde bir iki konuda önemli katkılarda bulunabilmeyi hedeflemiştim. Bu süre içinde günlük işlerle ilgili çok yoğun çalıştığım günlerin sonunda o gün bu tip ileriye dönük konulara katkıda bulunacak çalışmalara zaman ayıramadığımı gördüğümde hep bir eksiklik hissettim.

Bu görevi kabul ettiğimde üç ana hedefim vardı: uluslararası konumumuzun güçlendirilmesi, öğretim üyesi kadromuzun geliştirilmesi ve desteklenmesi ve fakültenin stratejik gelişiminin desteklenmesi.

Bu üç alanda da başta tüm öğretim üyesi arkadaşlarım olmak üzere üniversitemizin tüm paydaşlarının desteği ile önemli başarımlar elde ettiğimizi düşünüyorum.

Siz sormadınız ama hangi konuları daha iyi yapabilirdim diye ben de kendime soruyorum. Burada da fakültemizin hem öğrencileri hem de mezunları ile iletişimimizi geliştirecek çalışmalara daha çok zaman ayırabilirdim diye düşünüyorum. Bu çerçevede Mezunlar Ofisi ile konuştuğumuz ve başladığımız programların geliştirilmesine yeni görevimde da her türlü desteği vereceğim.
 

Sizin dekanlığınız döneminde Fakülteniz adına neler ön plana çıktı?

Bu sorunuzu bir önceki soruda bahsettiğim üç hedef doğrultusunda elde edilen başarımlarımız çerçevesinde yanıtlayabilirim.

En önemli hedeflerimizden biri fakültemizin uluslararası konumunun güçlendirilmesiydi. Üniversitenin ilk yıllarından beri hep hedef Türkiye değil hep uluslararası oldu.

Bu dönem içinde her ülkeden tek bir okulun kabul edildiği CEMS ağına girmemiz, Birleşmiş Milletler’in Sorumlu Yönetici Eğitimi Prensipleri (UN Principles of Responsible Management Education) programına katılmamız, Financial Times’ın Avrupa’nın en iyi işletme okulları listesine ilk defa girmemiz, Global Business School Network’e üye olmamız, CFA Institute ile işbirliğine başlamamız, International Capacity Building Alliance’a katılmamız, United Nations Alliance of Civilizations akademik araştırma ağına katılmamız bu hedef doğrultusunda önemli kazanımlarımız oldu. Bunların da etkisiyle gelen ve giden değişim öğrencisi sayılarımızda da çok önemli artışlar oldu. Tabi bunda Uluslararası Programlar Ofisi’nin de büyük katkısı var. Özet olarak bugün Koç Üniversitesi de bizim fakültenin programları da tüm dünyada çok iyi biliniyor.

Hedeflerimden ikincisi fakültemizdeki öğretim üyesi kadrosunu desteklemek ve geliştirmekti. Belki de çok az öğretim üyesinin olduğu bir dönemde yeni kurulmakta olan bir üniversiteye katılan yeni mezun bir öğretim üyesi olarak yaşadığım zorlukları da düşünerek fakültedeki öğretim üyelerine rahat bir araştırma ortamı yaratmak, onların araştırmalarını desteklemek ve yeni öğretim üyelerini buraya çekmek en önemli hedeflerimden biri oldu. Sanırım benim dönemimde 25 öğretim üyesi fakültemize katıldı. Tüm öğretim üyelerinin de araştırmalarını desteklemek ve rahat bir ortamda çalışmalarını sürdürmelerini sağlamak için çalıştım. Her bir öğretim üyemizin teklifimizi kabul edip bize katılmasından, her bir öğretim üyemizin başarısından büyük mutluluk duydum.

Öğretim üyelerimizin araştırmalarının desteklenmesinin de çok önemli sonuçları oldu. Şu an alanlarının en iyi dergilerinde yayınlanan makalelerin sayısına göre yapılan uluslararası araştırma sıralamalarında işletme, ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında Türkiye’de hep en önde yer alıyoruz.

Son olarak fakültemizin stratejik gelişiminin desteklenmesi açısından halen Türkiye’de ve içinde bulunduğumuz bölgede tek olan EQUIS akreditasyonunu almamızın çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Halen dünyada sadece 138 okulun sahip olduğu bu akreditasyon hem stratejilerimizi oluşturmamıza, hem de bu stratejilerin geliştirilmesine çok katkıda bulundu. Bu akreditasyonu aldıktan sonra ben de her sene dünyanın değişik okullarının değerlendirilmesini yapan komitelerde görev yaptım. Bu da farklı okulların neler yaptıkları konusunda bilgi sahibi olmamı sağladı. Bu sene de tüm dünyada okulların akreditasyon kararını veren 14 kişilik EQUIS Awarding Body’ye seçildim.

Gene stratejik planlama çerçevesinde 2009 yazında tüm öğretim üyelerimizin katılımı ile yaptığımız ve daha sonra 2012 yılında tekrarladığımız çalışmaların da çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Fakültemizin yeni dekanı Prof.Dr. Ali Çarkoğlu’nun da bu çalışmalara çok önemli katkıları olacağına eminim.
 

Rektör Yardımcılığı görevinizle ilgili neler düşünüyorsunuz, planlarınız var mı?

Dekanlığımı tamamladıktan sonra önümüzdeki yıl araştırma izninde olmayı planlamıştım. Rektör Yardımcımız Selçuk Karabatı’nın devam etmeme kararı üzerine bu pozisyon bana teklif edildiğinde gene başta bahsettiğim Koç Üniversitesi’ne karşı duyduğum sorumluluk çerçevesinde bu pozisyonu kabul ettim. Bu çerçevede akademik konularda üniversitemize katkıda bulunmayı arzu ediyorum.

Sorumluluğum dahilinde Selçuk Bey’in başlattığı Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcılığı ofisinin organizasyonel gelişimini devam ettirmek, Koç Üniversitesi Eğitim Yönetim Sistemi’nin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemek, akademik süreçleri destekleyecek sistemlerin geliştirilmesini sağlamak, öğretim üyelerimizle ilgili süreçlerin iyileştirilmesini sağlamak öncelik vereceğim konular olacak diye düşünüyorum.

İktisadi İdari Bilimler Fakültesi yeni dekanı Prof. Dr. Ali Çarkoğlu yeni dönemdeki planlarını bizimle paylaştı.

İktisadi İdari Bilimler Fakültesi dekanlığını Koç Üniversitesi’nin yirminci yılında devralıyor olmak heyecan verici. Üniversitemizin en büyük öğrenci kitlesine sahip olan fakültemizin mezunlar camiamız içinde de önemli bir yeri olduğu açıktır. Gerek mezuniyet sonrası lisansüstü ve doktora eğitimine devam eden öğrencilerimiz, gerek Türkiye ya da uluslararası kurumlarda yer alan mezunlarımız her alanda okulumuzu en iyi şekilde temsil etmektedirler.

Artık yirminci yılını geride bırakmakta olan üniversitemizde mezunlarımızın en önem verdiğimiz özelliklerinden biri mezuniyet sonrası kariyerlerinin birbirine benzer ve birbirini destekler yollarda gelişim gösteriyor olmasıdır. Bundan kast ettiğim şudur: mezunlarımız iktisat, işletme ya da uluslararası ilişkiler bölümlerinden çıkmış olsalar da üç aşağı beş yukarı benzer alanlarda faaliyet göstermektedirler. Bunun en önemli nedeni her üç bölümümüzün programlarının birbirleriyle gerek ortak formasyon dersleri, gerek seçmeli dersler aracılığıyla iletişim içinde olmalarıdır. Pek çok öğrencimiz mezuniyetlerini aldıkları bölümün disipliner yapısının yanı sıra diğer bölümlerin formasyon dersleriyle de kendilerini geliştirme olanağı bulmaktadırlar. Bu yapımız önümüzdeki yıllarda da korunacak ve daha ileri bir düzeyde geliştirilecektir. Bu açıdan yeni geliştirmiş olduğumuz bir yıllık lisansüstü programları ile her bölümümüzdeki öğrencilere fakültemiz içerisinde gerek kendi mezun oldukları gerek bir başka alanda master yapma olanağı yaratılmıştır. Örneğin bir işletme öğrencisi uluslararası ilişkiler alanında bir yıllık lisansüstü derecesi yaparak lisans döneminde örneğin aynı bölümde yapmış olduğu yan ana dal eğitimini daha da geliştirme olanağı bulabilmektedir. Yine aynı şekilde uluslararası ilikiler lisans derecesi süresince iktisattan seçmeli derslerle formasyonunu geliştirmiş bir öğrencimiz bir yıllık lisansüstü eğitimiyle iktisat formasyonunu daha sağlam temellere oturtup farklı bir kariyer yoluna girebilme olanağı yakalayabilmektedirler. Bir yıllık master programlarımızın mezunlarımıza da kariyer planlarında çok etkili bir gelişim olanağı yarattığını düşünüyorum.

Daha son bir kaç ay içerisinde New York, Chicago ve Kahire’de mezunlarımızla bir araya gelme olanağı buldum. Eminim ki küresel akademik, özel ve kamu sektörüyle üçüncü sektör çalışanları arasında fakültemiz mezunları kendilerine git gide daha anlamlı bir yer edinmektedirler. Belli başlı dünya kentlerinin tümünde mezunlarımız dinamik bir grup oluşturmaktadır. Değişik vesilelerle bu kentlerde farklı amaçlarla toplantılara katılma olanağı buldukça mezunlarımızla bir araya gelmek istiyorum. Sadece mezunlarımızla biraraya gelmek amacıyla da Türkiye ve farklı dünya kentlerinde de toplantılar düzenlememiz iyi olur diye düşünüyorum. Onların kariyerlerindeki gelişmeleri yakından takip etmek ve bu gelişmeleri onların okulumuzdaki eğitimleriyle ilişkilendirebilmek çok önemlidir. Onların kariyerlerinde geldikleri noktaların sağladığı yeni perspektiflerin onları takip eden nesillerin eğitimine dair neler söylemekte olduğunu öğrenmek isteriz. Önümüzdeki yıllarda bu bilgi alışverişini sürekli ve kurumsal bir şekilde yapabilmenin yollarını arayacağız. Kendi mezunlarından aldığı geri dönüşümlerden öğrenebilen bir fakülte olmamız yeni nesil mezunlarımız için büyük katkı sağlayacaktır kanaatindeyim.

Prof. Dr. Ali Çarkoğlu