12 Haziran 2017 

Ödüllü bir doktora öğrencisi: Ozan Kuru’12

Güncel politik olaylar, tartışmalar ve siyasetçiler hakkındaki kamuoyu algısının şekillenmesi ve kamuoyunun anketler, istatistikler ve çeşitli raporları anlama süreçleri üzerine Michigan Üniversitesi’nde doktora çalışmaları yapan 2012 psikoloji mezunumuz Ozan Kuru ile doktora çalışmaları ve yakın zamanda kazandığı ödüller hakkında konuştuk.

Merhaba Ozan, kendini mezunlarımıza tanıtır mısın?

Merhaba, Koç Üniversitesi 2012 Psikoloji Bölümü mezunuyum.

Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra neler yaptın?

Mezun olduktan sonra doktoram için Amerika’ya geldim. Mezuniyet töreninden iki ay sonra 2012’de Michigan eyaletinde Ann Arbor’a geldim ve beş yıldır buradayım. Michigan Üniversitesinde İletişim Departmanı’nda Politik İletişim üzerine doktora yapıyorum ve Institute for Social Research’de araştırmacıyım; son seneme giriyorum burada.

Doktora çalışmalarından bahseder misin?

Tez konum insanların güncel politik olaylar, tartışmalar ve siyasetçiler hakkında kamuoyunun ne düşündüğünü öğrenmesini sağlayan çeşitli raporları anlama süreçleri üzerine.

Kamuoyu raporlarından önce, kamuoyu üzerine biraz düşünelim. Mesela bir siyasetçinin toplumda gerçek destek oranı nedir, bireysel silah satışları daha sıkı denetim altına alınmalı mı, göçmenlik kanunları gevşetilmeli mi, idam cezası kaldırılmalı mı? Politik karar verme sürecine tabi olan tüm bu konularda seçimler ve referandumlar tek mekanizma değil. Toplumun güncel algısı ve desteği, ne düşündüğü, sürekli takip edilmesi gereken bir husus. Çünkü “kamuoyu” aktif ve dinamik bir olgu, birkaç senede bir yapılan secimler ise sadece bir kesit sunuyor. Demokratik bir ilke olarak da stratejik bir husus olarak da seçilmiş liderler ve tüm sorumlu vatandaşlar güncel kamuoyunu takip etmeli.

Peki güncel bir konu veya politikacı hakkında kamuoyunu nasıl anlarız? Bunun için elimizdeki en önemli somut veri medyanın, akademinin ve anket şirketlerinin topluma sunduğu anket sonuçları, bilimsel prensiplerle hazırlanmış çeşitli istatistiki bilgiler ve raporlar. Tabi ki kamuoyunun nabzını bize bir şekilde gösteren başka veriler de var, mesela katılımı ne kadar küçük veya büyük olursa olsun protestolar, boykotlar, imza kampanyaları. Nitekim anket ve diğer istatistiki raporlar, mükemmel olmasa da, kamuoyunun bir bütün olarak ne istediğini ve gelecekte ne yöne gideceğini tahmin etmekte en güçlü aygıt.

Ve kamuoyu raporları insanlar üzerinde hem iyi hem olumsuz boyutlarda çok etkili. Politikacılar stratejik kararlarını bu raporlara göre revize ederken, vatandaşlar da kendi görüşlerini oluştururken toplumun veya kendisini ait hissettiği grubunun ne düşündüğüne göre karar veriyor: bir protestoya veya kanuna destek verip vermeyeceğini, oy vermeye gidip gitmeyeceğini, hatta kime oy vereceğini düşünürken, “başkaları ne düşünüyor?” sorusunun, sosyal-psikolojik çalışmaların ortaya koyduğu gibi, oldukça büyük bir etkisi var.

Toplumsal konularda çoğulcu ve başarılı demokrasinin işleyebilmesi önemli derecede, siyasetçiler, medya ve vatandaşlar arasındaki bu politik iletişim kanallarında bilginin sağlıklı akışına bağlı. Tez çalışmalarımda, insanların kamuoyu raporlarını nasıl algıladığı ve nasıl tepki gösterdiği üzerine Amerikan siyaseti bağlamında deneysel çalışmalar yapıyorum. Kişilerin kendi konumları ve aidiyetleri bu raporları algılayışlarında ne şekilde etkili oluyor? Oluşan önyargıları nasıl azaltabiliriz? Bu raporların özellikleri, çeşitleri, sonuçları, raporlar hakkında yapılan uzman veya yanlı yorumlar, medyanın bu raporları sunma sekli bu algıları şekillendirmekte. Bu raporların nasıl algılandığı, aynı zamanda gazeteciliğe ve devlete olan güveni de etkilemekte.

Koç Üniversitesi’nde aldığın eğitimin doktora eğitimine nasıl etkileri oldu?

Geçmişimizde bulunduğumuz kurumlar, bu kurumların vizyonu ve alt yapısı, etkileşimde bulunduğumuz insanlar ve ekiplerimizin kariyerimizin sonraki evlerinde çok büyük bir birikim payı var.

2012’de ÖSS tercihlerimi, kesin Koç’a gelmemi sağlayacak şekilde farklı departmanları ilk üç tercihime yazarak yaptım. Bunu sosyal psikolojiye olan ilgim ve daha sonra yurtdışında doktora yapma planımı gözeterek yaptım. Departmanlar arasındaki etkileşim, araştırma projelerinde tecrübe edinme imkânları ve en önemlisi tabi ki insanlar – hocalarımız, kütüphanemiz, tüm çalışanlar, Koç’ta profesyonel ve dünyaya açık bir ortam sunuyor. Üniversitemizin sağladığı ortam ve imkânlar, bizlere, yakınlarımızla, çevremizle ve toplumla sağlıklı, yapıcı ve mutlu etkileşimde bulunabilecek ve ortak problemlerin yönetilmesine katkı sağlayabilecek bireyler ve vatandaşlar olabilme potansiyeli kazandırmaktadır.

Yakın zamanda AAPOR Best Student Paper ödülünü kazandın. Bu çalışmandan biraz bahseder misin?

Bu çalışma da doktora tezimin bir parçası. Dijitalleşen medya ortamının ve analiz gazeteciliğiyle beraber yaygınlaşan ve çeşitlenen kamuoyu raporlarının insanlar tarafından nasıl algılandığı ve etkileri üzerine. Anketler 1930’lardan beri Amerikan siyasetinin önemli bir parçasıyken, bugün çok çeşitli ve yeni bir suru farklı istatistiki kamuoyu raporları var: anket-ortalamaları, seçim tahmin modelleri, eşzamanlı sosyal medya verileri, ekonomik veriler ve siyasi bahis siteleri. Bu veriler kamuoyunun beklentilerini çok farklı yönlerde şekillendirmekte ve etkileri henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Örneğin Amerika’daki son başkanlık seçimleri bize önemli bir örnek sunuyor. Bilindiği gibi Demokratların adayı Hillary Clinton’ın kazanmasına bir sürü nedenden ötürü kesin gözüyle bakılıyordu. Ve insanları buna inandıran en önemli kanıt doğal olarak seçim anketleri ve raporlarıydı. Ve bu seçimde, daha önce hiç olmadığı kadar, anketlere alternatif olarak, farklı tahmin modelleri (FiveThirtyEight, Huffpost Pollster, New York Times Upshot gibi) medyada yer buldu. Bu tahmin modelleri son günlerde dahi Clinton’ın “%95” ihtimalle kazanacağını söylerken, yine seçimden günler önce yapılan anketlerde Clinton oyun “%52”’sini alacağı gibi sonuçlar vardı. Onlarca yıldır çoğunlukla sadece seçim anketlerine alışık olan kamuoyu için, burada sayısal bir algı yanılgısı söz konusu oldu. %95 ve %52 nominal olarak çok farklı rakamlar, %95 çok daha fazla “kesinlik” algısı yaratıyor, halbuki ifade ettiği şey %52 miktarının ifade ettiği şeyden karşılaştırılamayacak şekilde çok farklı - apples and oranges.

Siyasal kurumların ve medyanın köklü olduğu bir ülkede böyle bir siyasal güç transferinin hiç beklenmedik şekilde gerçekleşmesinde bu kamuoyu raporlarının gazeteciler ve anketçiler tarafından çok iyi anlatılamaması ve toplumsal ve siyasiler tarafından da çok iyi anlaşılamamasının önemli bir payı var.

Bu çalışmam ve genel olarak diğer tez projelerim işte bu konuları irdeliyor. Tezimin ilk makalesi Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Birliği’nin (American Association for Public Opinion Research) akademik dergisi Public Opinion Quarterly’de yakın zamanda makale olarak yayınlandı. Washington Post ve Mediashift’de de bunun üzerine basında yazılar yazdık. National Science Foundation’in Time-sharing Experiments in Social Sciences projesinden iki bin Amerikalıdan veri toplamak için araştırma fonu kazandık. Tek yazar olarak yazdığım bu çalışma da ilk önce 2016’da disiplinimizde bölgesel en iyi öğrenci makalesi ödülü aldı (Midwest Association for Public Opinon Research), daha sonra da ulusal ödülü aldı (American Association for Public Opinion Research). Son olarak tez çalışmalarımdan ötürü University of Michigan’da bir sene boyunca sadece araştırmalara odaklanmama imkân sağlayan Rackham Predoctoral Fellowship bursunu kazandım.

Bundan sonrası için planların neler?

Yakın gelecekte öncelikli olarak Amerika’da çalışmalarıma devam etmek istiyorum. Doktorada son seneye girerken önümde iş başvuruları dönemi var.

Eklemek istediklerin?

Bir gün Chicago veya Detroit’e gelirseniz, bir bahane bulun ve Midwest’de bu iki şehrin ortasındaki küçük bir şehir Ann Arbor’ı ziyaret edin!

İş ve özel hayatınızla ilgili paylaşmak istediğiniz güzel haberleri bu sayfalardan mezunlarımıza duyuracağız. Güzel haberlerinizi mezun@ku.edu.tr adresine bekliyoruz.