8 Şubat 2016 

Güneri Tuncer’den bir sosyal girişim: www.evebakici.com

Endüstri ve Örgüt Psikolojisi master programı mezunumuz Güneri Tuncer’06 son derece problemli bir alanda “social business / sosyal iş(letme)” projesi olan evebakici.com ile girişimciliğe adım attı. Güneri ile bu alandaki sorunları ve evebakici.com’un bu sorunlara nasıl çözümler getirdiğini konuştuk.

Kendini bize tanıtır mısın?

Öncelikle tüm Koç’lu dostlara selamlarımı iletmek isterim :) 1979 doğumluyum. İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi (Psikoloji) mezunuyum. Sonrasında Koç Ailesi’ne Endüstri ve Örgüt Psikolojisi – İnsan Kaynakları yüksek lisans programında öğrenci ve asistan olarak katıldım. Zorunlu askerlik görevimin bir parçası olarak bir sene İstanbul Gümüşsuyu Asker Hastanesinde Psikolog olarak çalıştıktan sonra özel sektöre geçtim. İlk olarak Bosch Siemens Ev Aletleri (BSH)’da İK departmanında, Eğitim ve Geliştirme Departmanı yöneticiliği pozisyonu dahil beş sene görev aldım. 2013 yılında Turkcell İK’ya, Orta ve Üst Yönetim Liderlik ve Yetenek Gelişiminden sorumlu olarak transfer oldum. Tam da bu sıralarda özel bir konferansta tanışma şansına sahip olduğum Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed Yunus’dan “Sosyal İş(letme)” kavramını öğrendim. Hayatı, işi ve kişisel hedef ve değerlerimi sosyal işletme konseptinde birleştirebileceğimi fark edince, kendi işimi kurma ve girişimcilik tohumları zihnime ekilmiş oldu :). Bundan yaklaşık üç sene sonra da aynı değerlere sahip ortaklarımla birlikte Akaşa Eğitim ve Danışmanlık / www.evebakici.com oluşumu ile kendi girişimimizi ve sosyal işletmemizi hayata geçirmiş olduk…

www.evebakici.com tam olarak ne yapar ve bu projeyi neden bir sosyal işletme olarak konumlandırıyorsunuz?

www.evebakici.com projesi ile yoğun tempoları içinde iş ve ev hayatını dengesini kurmakta zorlanan ya da sosyo-ekonomik statülerine paralel daha kaliteli ve rahat bir hayat arayışında olan bireyler ve ailelerimiz için kişisel yaşam alanlarında (ev, yazlık vb) görevlendirebilecekleri çoğunlukla yabancı, yatılı, Türkçe ve/veya İngilizce bilen personeller buluyoruz. Bu personeller bakıcı, dadı, aşçı, ev destek personeli gibi pozisyonlar için olabileceği gibi, yaşlı ya da hasta bakımı gibi alanlarda da eğitimli tecrübeli bakıcılarla destek veriyoruz. Çocukları için yabancı dil, güzel sanatlar ya da spor branşlarından öğretmenler arayan ya da kendileri için dans öğretmeni, fitness koçu, profesyonel kişisel asistanlar arayan müşterilerimiz de oluyor. Onların isteklerine paralel özel çalışmalar yaptığımız da oldu, olmaya devam ediyor.

Bu tarz bakıcı arayışları olan ailelerde öğrenilmiş bir çaresizlik var. O kadar büyük sıkıntılar çeken, o kadar çok kandırılan aile var ki, herkes iyi bakıcı bulmanın şans işi olduğuna inanıyor artık. Anormal bir konunun normalleştiğini görüyoruz. Bir de madalyonun öbür yüzü var, bu pozisyonlarda çalışan ve iş arayanlarda sürekli kandırıldıkları, aracı kurumlar tarafından sömürüldükleri için iyi bir aile bulmanın şans işi olduğuna inanıyorlar. İşte tam da bu nedenlerle, bu iş şans işi olmadığı için, doğru aileye doğru çalışanı bulmanın bilimsel ve profesyonel yöntemlerle mümkün olduğunu bildiğimiz için bu projeyi hayata geçirdik. Bizimle çalışan ailelerin ve iş arayanların hayatlarına pozitif dokunup onlar için mutluluk yaratma vizyonu ile girişimimizi sosyal işletme olarak konumlandırdık.

www.evebakici.com kişisel bir ihtiyaçtan mı doğdu? Senin çocuğun var mı, bakıcı sorunu yaşadınız mı? Bu alanda en çok karşılaşılan sorunlar neler?

Hayır, kişisel bir ihtiyaçtan doğmadı açıkçası. Öte yandan üniversite yıllarında hocalarımdan, iş hayatında çalışma arkadaşlarım ve yöneticilerimden ya da bana raporlayan arkadaşlardan sürekli olarak dinlediğim duyduğum bir ihtiyaçtı. O zamanlar çok detaylı olarak ilgilenmediğim konulardı elbette ama çevremden sürekli “bakıcı” sorunu dinliyordum. Beni en çok etkileyen ise özel bir şirkette çalışırken, bir toplantımız sırasında bir kadın yöneticinin gelen bir telefonla karşımda aniden şiddetli bir şekilde ağlamaya başlamasıydı (bir nevi katarsis gibiydi). Bakıcısının evi terk ettiği ve çocuğunun yalnız kaldığı haberini almıştı ve birazdan üst yönetim toplantımız başlayacaktı. O anı, şimdi yakın dostum olan o yöneticinin ailesi ve kariyeri arasında kaldığı çaresizlik anını hiçbir zaman unutamadım.

Projemizin teorik olarak şekillenmesinden günümüze, bize ulaşan ailelerden dinlediklerim ise nitelik ve nicelik olarak inanılmaz boyutlarda ne yazık ki. Dolayısı ile her ne kadar yüksek sesle dile getiren çok az da olsa, bu sektördeki yapılaşmanın ve yaşananların Türkiye’deki ciddi sosyal problemlerden bir tanesi olduğu kaçınılmaz bir gerçek.

İki sene önce ailevi nedenlerle Moldova’ya yerleşince bu seferde madalyonun diğer yüzünü gördüm. Moldova ülke içi ekonomik sıkıntılara paralel yurtdışına ciddi oranlarda işçi göçü veren bir ülke:
• Yaşam mücadelesi içinde çaresiz kalan insanların iş bulma vaadi ile dolandırılması;
• Yanlış ve eksik bilgi ve iş tanımları ile yapamayacakları işlere yönlendirilmeleri;
• Sahipsiz kaldıkları ve çoğu zaman kaçak olarak çalıştıkları için sözlü ya da fiziki tacizlere uğramaları;

vb. birçok dram yaşanıyor bu ve benzeri ülkelerde. Açıkçası ekonomik problemlerle birlikte ülkedeki en önemli sosyal problemlerinden de bir tanesi...

İşte bu yaşanmışlıklar beni bu projeye hazırladı diyebilirim. Her iki taraftaki sosyal sorunları da, yine her iki tarafı da odağımıza alıp el üstünde tutarak en aza indirebileceğime inandığım için, eğitim ve uzmanlığıma da çok uygun olan bu projeye start verdim.

www.evebakici.com ‘u diğer diğer benzer girişimlerden ayıran özellikler neler?

En temel fark bakış açımız. Tüm ekip olarak iki kontrol noktamız var. Birincisi aile, ikincisi ise çalışan ile empati kurduğumuz kontrol noktaları: Birinci kontrol noktasında kendimize “Bu çalışanı bu pozisyonda kendi evimize alır mıyız?” sorusunu soruyoruz ve bu sorunun cevabı kesin bir evet değilse, o adayımızı ailemize önermiyoruz. İkinci kontrol noktası ile çalışacağımız aileleri seçerken sorduğumuz bir soru: “Ben adayımızın yerinde olsam (eğitim, yaş, beklentiler, karakter vb.) bu şartlar ve iş tanımı ile bu ailede (uzun süre) görev alır mıydım?” Tahmin edeceğiniz gibi eğer cevap yine kesin bir evet değilse adayımızı ilgili ailemize önermiyoruz.

Teknik olarak ise Türkiye’de yurtdışında doğrudan ofisi olan ve personel seçimini yerinde, her türlü kontrolü yaparak gerçekleştiren tek danışmanlık firmasıyız. Moldova’da, Moldova Cumhuriyeti tarafından özel yetkilendirilmiş iki ofisimiz var. Birisi başkent Kişinev, diğeri ise Gagavuz Türklerinin özerk bölgesi Gagavuz Yöresini’nin başkenti Komrat’da. Bu iki ofiste altı işe alım uzmanı her adayla en az iki farklı mülakat yapıyorlar. Her iki görüşmede de olumlu değerlendirilen adaylardan gerek görülenlerle 16PF kişilik envanteri uygulamasını ile profil analizi yapıyoruz. Son olarak adaylarla ben görüşme yapıyor ve aday havuzuna dahil edip etmeme kararını veriyorum. Aday havuzuna dahil ettiğimiz isimler, güncel arayışları olan ailelerden uygun olanları ile online olarak tanıştırılıyor. Eğer adaylarımız bir aile tarafından teklif alırsa sağlık raporlarını, referans ve adli sicil kontrollerini ve son olarak seyahat planını yaparak süreci tamamlıyoruz.

Bir diğer farkımız da çalışanlar göreve başladıktan sonraki yaklaşımımız. Tüm görev sürelerinde ailelerimiz ve çalışanlarla ilişkimiz ve yakınlığımız devam ediyor. Onları düzenli olarak arayarak sorunlar oluşmadan önlemek için her iki tarafa da koçluk desteği veriyoruz. Bu yaklaşımla ilk uyum sürecindeki sıkıntıları ve güven kurulması aşamasını büyük başarı ile aştığımızı söyleyebilirim.

Bununla birlikte sanırım en temel farkımız kazanç odaklı değil, mutluluk odaklı çalışmamız. Tüm ortak ve çalışanlarıma söylediğim bir şeyi buradan paylaşabilirim artık sanırım: “Bizim için başarı, bir bakıcı bulduğumuz aile ya da bir iş bulduğumuz adayın, bir süre sonra bizi gördüklerine gözleri parlayarak bize sarılmalarıdır”.

Bu söylemin benden gelmesi çok önemli… Böylece tüm ekip kısa vadeli kazançlar için olmayacak bir aile-bakıcı eşleşmesini zorlamamaları gerektiğini, aksine uzun vadeli kazanımlar için aile ve çalışanların uyum ve mutluluğunun bizim en temel değerimiz olduğunu biliyorlar.

Peki, gözleri parlayarak sarılan müşterileriniz oldu mu?

Harika soru :) Aktif olarak altı aydır hizmet veriyoruz. Şu ana kadar memnun olmayan hiçbir müşterimiz olmadığını büyük samimiyetle söyleyebilirim. İnsanlarla çalışırken %100 garanti vermek mümkün değil ne yazık ki, ama her detaya dikkat edip ince eleyip sık dokuyarak başarı oranını artırmak için elimizden geleni fazlasıyla yaptığımızı söyleyebilirim. Ben sürekli Moldova ofisinde olduğum için aileleri fiziki olarak görmüyorum, ama birlikte çalıştıktan sonra online görüşme yaptıklarımız olursa onların gözlerinin parladığını görüyorum ve bu zaten temel enerji kaynağım. Zaman zamanda eposta ya da mobil mesaj uygulamalarıyla teşekkür edenler de oluyor. Bunları saklıyorum, projemiz istediğimiz noktaya gelirse bir kitap yazmak istiyorum ve o kitapta bu hikayeleri ve mesajları da paylaşacağım. Ayrıca ülkesine tatile gelen adaylarımızın ofisimize gelip, gözleri parlayarak bize hediyeler getirdikleri durumlar oluyor. Yenebilir hediyeler dışındaki (ziyan olmasın diye) hediyeleri kabul etmiyoruz :) ama her durumda bundan çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

Türkiye’de ise operasyonları yöneten ortağım birçok ailemizle hala görüşüyor, hatta bir araya gelelim, bir kahve içelim taleplerine iş yoğunluğumuz nedeni ile yetişemediğini biliyorum.

Çocuğu için bakıcı ayarlayacak mezunlarımız nelere dikkat etmeli, bu konuda nasıl tavsiyelerin olabilir?

Öncelikle bu işin “sadece onlar işlerini şansa bırakırlarsa” şans işi olduğunu bilmeleri gerekli. Tüm dünyada akademik programlara ve araştırmalara; kurumsal şirketlerde işe alım süreçlerine harcanan milyarlarca dolara rağmen, personel seçimine şans işi demek anlaşılır değil zaten. Ev hizmetlerinde doğru çalışan bulmanın şans işi olduğuna inanmak, bu işi hakkıyla yapan bir kurum olmamasına paralel öğrenilmiş çaresizlik sadece...

Mutlaka işin tanımı, beklentileriniz ve verebilecekleriniz ile ilgili açık olun. Olumsuzların büyük kısmı personele yanlış bilgi veren, işi kabul etmesi için onları ikna etmeye çalışan ve buna paralel yalan yanlış bilgi veren aracılardan kaynaklanıyor. Ailelerimiz kendileri çalışanlara ne beklediklerini, ne istediklerini çok net anlatmadan ve onay almadan iş başı yaptırmamalı.

Buna paralel aslında yaşanan sorunların yine birçoğu ailelerin bu işe gerekli zaman, önem ve önceliği vermeleri ile giderilebilir. Şirket içindeki bir pozisyonu doldurmak için birçok adayla görüşme yapan, seçtiği adayları bölüm yöneticileri ve müdürleri ile görüştüren; hatta zaman zaman özel uygulamalar ile doğru kişiyi işe aldığından emin olmak için her yolu deneyen İK uzmanları bile, evlerine görüşmeden personel alıp “bu iş şans işi zaten, bir deneyelim” diyebiliyorlar ne yazık ki. Daha önce dediğim gibi, onlar bu işi şansa bırakmazlar ve bilinçli olup doğru kurumlarla çalışıp bilinçli seçimler yaparlarsa sorun yaşama riskleri de en aza inmiş olur.

Bakın size trajikomik bir örnek vereyim: Çok ciddi sorumlulukları olan bir alanda hizmet veriyoruz. Butik çalıştığımız ve içimize sinmeden eşleştirme yapmadığımız için bize başvuran her ailemize aday ve çözüm öneremediğimiz durumlar da oluyor dolayısıyla. Örneğin özel bakıma ihtiyacı olan çocukları için bakıcı arayan bir ailemize, o anda elimizde içimize sinen bir aday olmadığı için dönüş yapamadık. Yaklaşık iki hafta sonra ise hem bu alanda eğitimli hem de tecrübeli ve karakteri ile çok beğendiğimiz bir personeli kendilerine önerdik. Ailemiz “acil arayışları olduğu için bizim çözüm önerimizi bekleyemediklerini ve farklı bir kanaldan gönderilen bir çalışanı işe aldıklarını” ilettiler. Müşteri temsilcimizle sohbet sırasında işe alınan personelin de Moldovalı olduğu bilgisini vermişler. Bunun üzerine (bugüne kadar iki binin üzerinde iş arayandan başvuru aldığımız için) acaba bizde kaydı var mıdır diye adayın kimlik bilgilerini istedim. Ailemiz de paylaştı. Kontrol edince ilgili adayı bizim ilk görüşmede özel nedenlerle elediğimiz ortaya çıktı. Zaten yaklaşık on gün sonra da işten çıkardılar. Ailemizin problemini çözdük ama aslında bu durum yine sektör hakkında önemli ipuçları veriyor. Biz burada elesek bile, elediğimiz isimler Türkiye’ye giderek farklı kanallarla (ajans, merdiven altı aracılar, arkadaşları vs.) yine de bir iş buluyor ve çoğunlukla da bu işyerlerinde problem yaratıyorlar.

Bu saydıklarıma ek olarak, dikkat edilmesi gereken birçok konu ya da detay var. Bu konularda aileleri ve toplumu bilinçlendirmek için özel bir blog hazırlıyoruz. Henüz biraz dağınık olmakla birlikte, hiç çekinmeden bildiğimiz tüm ipuçlarını ve önemli noktaları vakit buldukça buradan paylaşıyoruz: http://www.evebakici.com/blog/

İki binden fazla başvuru aldık dediniz. Şu ana kadar kaç adayı işe yerleştirdiniz?

Bu rakamı söylemem doğru olmaz ama belki iki bin sayısını biraz açmam doğru olabilir. Şu anda bize başvuran adaylardan tüm süreçlerimizden başarı ile geçerek aday havuzuna girme oranı aylık olarak %10-15 arasında. Altı aydır aktif olarak operasyonlarımız devam ediyor, dolayısı ile ayda otuz, kırk aktif elit adayımız oluyor. İyi adaylar ülkelerinde ya da Türkiye dışında da daha kolay ve hızlı iş buldukları için ortalama iki hafta içinde bir göreve yerleştiremezsek kendileri bir işe girmiş oluyorlar. Her aday her aile ve işe de uygun değil; buna ek olarak bazı yoğun dönemleri de eklersek, yardımcı olamadığımız birçok müşterimiz olduğunu da üzülerek söylemeliyim.

Bu durumda ayda iki yüz elliden fazla, kalifiye olmayan adayın da iş aramaya devam ettiğini ve ülkemize geldiği sonucunu mu çıkarmalıyız?

Elimizde bizim elediğimiz halde ülkemize gelen adaylarla ilgili bir istatistik yok ne yazık ki. Ancak analiziniz doğru, bizim elediğimiz ortalama ayda iki yüz elli, üç yüz kişi farklı kanallardan Türkiye veya başka ülkelerde iş aramaya devam ediyor. Buna ek olarak bu sadece Moldova rakamları. Farklı ülkelerden de hiçbir kritere bakılmadan (Türkiye’nin 1960’larda Almanya’ya iş göçü vermesine benzer bir şekilde) her yıl binlerce insan ev işlerinde çalışmak için ülkemize geliyor ve iyisiyle kötüsüyle iş buluyorlar.

Peki, neden Moldovalı bakıcı?

Bunun özel bir sebebi yok. Karakteri düzgün, doğru seçim ve kontrol süreçlerinden geçmiş adaylar, ülkelerinden bağımsız olarak doğru adaylardır. Bizim Moldova ağırlıklı çalışmamızın sebebi ise yerleşik ofislerimizin bu ülkede olması, benim bu ülkede yaşıyor olmam ve doğru olduğunu bildiğimiz tüm seçme ve yerleştirme adımlarını burada, yerinde hayata geçiriyor olmamız. Öte yandan bizim için burada olmanın avantajları var. Öncelikle çok bilinmese de Moldova’da Gagavuz Yöresi diye özerk bir bölge var ve halk arasında eski-öz Türkçe ’ye çok benzeyen Gagavuzca konuşuluyor. Aday havuzumuza dahil olan elit adaylar Rusça ve Romence anadiline sahip, %90’ı orta seviye ve üzeri Türkçe konuşabiliyor, birçoğu farklı Avrupa dillerini de biliyor. Adayların yarısından fazlası üniversite mezunu, diğer kısmı ise kolej ya da en az lise mezunu. Hepsi Avrupa’ya yakın, kendini yetiştirmiş modern ama gerektiğinde kültürel ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek adaylar. Yeni pasaportu olanlar vizesiz AB ülkelerine girebiliyor, yine birçoğunda Romanya üzerinden ikinci vatandaşlık olduğu için AB ülkelerine vizesiz girebiliyor ya da çalışabiliyorlar. Seyahatlerinde yanlarına bakıcılarını da alan ailelerde bu nedenle bizi tercih ediyorlar mesela.

Son olarak, farklı ülkelere de personel gönderdiğiniz oluyor mu?

Son iki aydır, İngiltere’de iş birliği yaptığımız bir ajans ile birlikte, bu ülkede vasıflı/vasıfsız işçi olarak çalışmak üzere iş arayanlara destek veriyoruz. Buna ek olarak yine son bir, iki aydır Avrupa’daki ailelerimize de yine Türkçe bilen ve AB pasaportu olan Moldovalı bakıcılar gönderiyoruz. Şu ana kadar İngiltere ve İsviçre’de müşterilerimiz oldu. Farklı ülkelerle de çalışacağımızı umuyorum.

İş ve özel hayatınızla ilgili paylaşmak istediğiniz güzel haberleri bu sayfalardan mezunlarımıza duyuracağız. Güzel haberlerinizi mezun@ku.edu.tr adresine bekliyoruz.