24 Ekim 2016 

İyi yaş almanın yolu: Longi

Mezunlar Derneğimizin bir önceki başkanı Seçil Kınay’04, iyi yaş alma odaklı, bütünleyici ve önleyici bir bakış açısıyla, teknolojinin yardımını kullanarak, insanların günlük hayatlarında doğru adımlar atmalarını sağlayan ve gelecek problemleri engellemeye yardımcı olan yeni girişimleri Longi ile ilgili olarak Fatih Mustafa Çelebi’13 ve Berk Yılmaz’15 ile bir araya geldi ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Bu röportaj için Seçil’e çok teşekkür ediyor, Longi’ye uzun ömürler diliyoruz.

Sevgili Fatih ve Berk merhabalar, kendinizi mezunlarımıza tanıtır mısınız?

Fatih: Tabi, Ekonomi bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra askerlik görevimi yaptım. Devamında sosyal fayda güden projelere danışmanlık vermek üzere bir şirket kurdum ve Doğuş Holding’le ileri yaş bireylerin hayat kalitelerini arttırmayı hedefleyen bir proje gerçekleştirdik. Sonrasında da okuldan tanıştığım Berk ve yine Berk sayesinde tanıma şansına eriştiğim Ali Murat’la beraber Longi için kolları sıvadık. Spor yapmayı, seyahat etmeyi ve kitap okumayı çok seviyorum. Aynı zamanda da tarihe özel bir merakım var.

Berk: Merhaba, ben de üniversitemizi 2015 yılında Endüstri Mühendisliği ve İşletme bölümlerini tamamlayarak bitirdim. Üniversitedeki ilk yıllardan itibaren yeni fikirler üretme, girişimcilik ve sektörel değişimler yaratma konularına ilgim oldu ve bunun sonucu olarak şu anda aktif şekilde devam eden Koç Girişimcilik Kulübü’nü kurdum. Sonrasında sırasıyla Amerika’da Boeing şirketinde ve İstanbul’da Intel şirketlerinde görevler aldım. Mezuniyetten belirli süre sonra da Fatih ve Ali Murat ile mobil sağlık alanında iş fikrimiz olan Longi’yi hayata geçirdik. Hala da bu konu üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Seyahat etmekten çok keyif alıyorum ve bunun için sürekli zaman yaratmaya dikkat ederim.

Mezun olur olmaz bir işe giriştiniz, “Longi” girişim hikayenizi anlatır mısınız? Neden iyi yaş almayı odağınıza aldınız?

Fatih: Biz ekip olarak şu gerçeği gördük; ortalama yaşam çok ciddi şekilde uzuyor. Bugün elli yaşındaki bir insanın önünde bir elli sene daha olabilir. Bu önemli bir gerçek. Yani uzayan ömrü tasarlamak gerekiyor. Biz de bu konuyu teknolojiyle birleştirmeye, uzayan ömrü teknoloji sayesinde tasarlamak gerektiğine karar verdik. Toplumların gelecekleri için bu düşüncenin önümüzdeki yüz seneye etkisi olacağını görüyoruz.

Berk: Bu gerçeklerle birlikte bir de sağlık hizmetlerine ulaşım sorunu mevcut. Bireyler belirli yaştan itibaren sağlık problemleriyle karşılaşıyorlar ve şu andaki sistem sorun çıktından sonra doktora giderek çözmek üzerine. Biz daha bütünleyici ve önleyici bir bakış açısıyla, teknolojinin yardımını kullanarak, insanların günlük hayatlarında doğru adımlar atmalarını sağlıyor ve gelecek problemleri engellemelerine yardımcı oluyoruz.

Kısa zamanda büyük başarılar elde ettiniz, yatırım ve ödüllerle desteklendiniz. Bunları da paylaşır mısınız?

Fatih: İş alanımızın önemini ve yaratma potansiyeli olduğu büyük toplumsal etkiyi gören insanlar ve kurumlar oldu. Biz de tabii elimizden geldiğince doğru kişi ve kurumlara kendimizi anlattık, uluslararası olabilmek adına çalışmalar gerçekleştirdik. Berkeley Üniversitesi’nin Global Sosyal Girişimcilik Yarışması’nda bölgesel yarı finalist, Stanford Üniversitesi’nin “Uzun Yaşam Enstitüsü”nün her sene düzenlediği iş fikri yarışmasında da alanımızda dünya ikincisi olduk. Sistemimizin kuruluş aşamasında dört yatırımcıdan yatırım aldık. Şimdi çok daha güçlenmiş şekilde Longi’yi piyasaya sürmüş durumdayız.

Berk: Başarı çok göreceli bir kavram. Biz inandığımız hedefe ilerlerken doğru geri bildirimleri ve destekleri almak, hedefimiz ulaşmak için stratejik adımlar atmaya çalışıyoruz. Bu süreçte belirlenen amaca inanan insan ve kurumların artması gücümüzü her geçen gün arttırıyor, bu bizim için sevindirici.

Çalışmaya ve üretmeye devam ederken hayatta nelerden ilham alıyorsunuz? Dünyada takip ettiğiniz kişiler ve kurumlar hangileri?

Fatih: Müthiş bir zaman diliminden geçiyoruz. Bir tarafta uzay araştırmalarının ve sanal gerçekliğin ciddi ölçüde ilerlediği, diğer bir taraftan ise küreselleşmenin yan etkilerinin dramatik şekilde hissedilerek toplumların içindeki köprülerin zayıfladığı, karşıtlıklarla dolu ilginç bir dönem. Hem ders çıkarılacak, hem de ilham alınacak büyük konular var. Şu aralar en çok takip ettiğim konular yenilenebilir enerji, uzay araştırmaları ve sanal gerçeklik (VR). Toplumsal alanda da Kolombiya’daki barış sürecini mümkün olduğunca yakın takip etmeye çalışıyorum. Bu konuları takip etmek ve araştırmak bana büyük bir ilham ve öğreti kaynağı oluyor. Amerika’da Elon Musk, Jeff Bezos ve Mark Zuckerberg takip ettiğim figürler. Tabii Obama’nın da seçimler sonrası ne yapacağını merakla bekliyorum. Türkiye’de ise şef Mehmet Gürs’ü, büyük düşünür ve mimar Doğan Kuban’ı ve elbette yakın zamanda kaybettiğimiz Halil İnalcık’ı takip ediyor/okuyorum. Özellikle İnalcık Hoca’nın hayatı çok etkileyici.

Berk: Ben kendi iş ve sosyal hayatımı olabildiğince zengin tutmaya çalışarak hayatın her anından ilham almaya çalışıyorum diyebilirim. Dünyadaki her şeyden anında haberdar olduğumuz, herkesle iletişimde bulunduğumuz bir dünyada sadece belirli kişileri veya kurumları söylemek zor. Yeni dünya düzeninin yarattığı en büyük imkan da zaten bu. Büyük firmalar veya ünlü iş adamları yerine herkesin yenilik yapabildiği bir dönemdeyiz. Ben de olabildiğince mobil sağlık alanında uzmanlaşırken zamanım el verdiğince her konuyla ilgili kısıtlı bilgi sahibi olmaya çalışıyorum. Gelecek gördüğüm alanları sorarsanız, sağlık teknolojileri, havacılık ve sanal gerçeklik diyebilirim.

Türkiye’de yetişmiş ve faaliyet gösteren genç girişimciler olarak en çok zorlandığınız şey nedir? Ne olsa işler daha iyi akardı?

Fatih: Türkiye’de girişimcinin en önemli konusunu dikkatini toplayabilmek olduğunu düşünüyorum. Türkiye gündemi o kadar hızlı değişiyor, o kadar çok olay oluyor ki sadece işinize odaklanmak ciddi bir efor istiyor. Türkiye’nin daha sükunet dolu olması işlerimiz için çok faydalı olacaktır.

Berk: Fatih’ e bu konuda katılıyorum. Maalesef Türkiye’ de büyük bir verim sorunu yaşıyoruz. Trafikten, politik olaylara kadar günümüzün içinde o kadar çok etken var ki, bunlar işimize tam anlamıyla konsantre olduğumuz zamanları etkiliyor. Ayrıca Türk insanının yeni şeyler deneme konusunda biraz çekingen olduğunu düşünüyorum, bu da yeni ürün ve konseptler konusunda fikir alma zamanınızı uzatıyor.

Koç Üniversitesi’ndeki tecrübeniz bugünkü yaşamınızda sizin için neyi mümkün kılıyor?

Fatih: Koç Üniversitesi inisiyatif alabilmeyi öğrenmemde ciddi rol oynadı. Çünkü hem okul kulüpleri, hem de konsey gibi diğer organlarda hızlı karar alıp eldeki imkanı en iyi şekilde kullanmak gerekiyor. Bu insana bir alışkanlık veriyor. Doğru veya yanlış da olsa karar almak için harekete geçmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Koç’un bu konuda üzerimde emeği vardır.

Berk: Koç Üniversitesi’nin bana sağladığı imkanlar benim şu andaki kişi olmamı sağladı diyebilirim. Girişimcilik kulübünün kuruluşundan, çift anadal eğitimime kadar her zaman okulun hem yönetim hem de akademi kadrolarıyla iç içe oldum, çok yardım ve destek gördüm. Yeri geldi finansman olarak, yeri geldi akademik eğitim ve motivasyon olarak Koç Üniversitesi imkanları kullanmayı bilenler için bir maden.

Fatih, sen hem okul döneminde Öğrenci Konseyi Başkanlığı yaptın, şu anda da Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi’sin. Koç Üniversitesi camiasında üstlendiğin bu liderlik rollerinden bahseder misin? Neler yapıyorsun ve sana ne katıyor?

En başta belirtmeliyim ki ben hep iyi ekiplerin bir parçasıydım. Hem okuldaki konsey başkanlığı dönemimde çok çok iyi bir ekiptik ve işleyen sağlam bir çarkımız vardı hem de bugünkü Dernek Yönetim Kurulu’nda gerçekten güçlü bir takımımız var. Konsey Başkanlığı tabii hayatımda ayrı bir yere sahip. Sıfır noktasından bir seçime hazırlanmak, ekip olabilmek ve akabinde de verdiğiniz sözleri yerine getirmek için emek sarf etmek insanı geliştiriyor. Başkan olduğum dönemde iki konu ana gündemimizi oluşturdu: kulüplerin reforme edilmesi ve Van depremine yardım toplamak. İki konuda da o kadar anı ve deneyim birikti ki eminim hayat boyu bir yerlerde karşıma çıkacaktır. Okulda Konsey Başkanlığı’na ikinci sınıfta seçilen ilk öğrenci olma şansına erişmiştim. Bu nedenle bir kez daha aday olma şansım vardı. Ancak Türkiye’de her seviyede koltukta sınırlı sürede oturma alışkanlığına erişmemiz lazım. Bu alışkanlığı kendimde başlatmak önemliydi ve bu nedenle bir kez daha aday olmadım. Doğru zamanda bırakabilmek hayatın her alanında çok önemli ve bunu okulda öğrendiğimi düşünüyorum.

Berk, senin için Üniversiten neyi temsil ediyor? Mezunlar Dernegi’nin etkinliklerini takip ediyor musun, Dernek senin için ne sağlıyor?

Şu anda benim için çok güzel anıları temsil ediyor. İnsanın kendini tanımaya başladığı ve geleceği için ilk adımları attığı yerdir üniversite. Koç Üniversitesi bu süreçte her zaman beni tatmin eden ve destekleyen bir üniversite oldu. Küresel bir vizyon kazandırdı ve beni önemli yetkinliklerle donattı. Mezunlar Derneği’nin yakın zamanda bir yenilenmeye girdiğini biliyorum. Eskiden mezun olanlar arasında çok etkin değilken artık Koç Üniversiteli olma kimliğinin oturmasıyla beraber Mezunlar Derneği her mezunun hayatında önemli bir ağ olmaya başladı.

Bundan sonrası için ne gibi planlarınız var? Hayallerinizi ve ulaşmak istediğiniz ortamı tarif eder misiniz?

Fatih: Hedefimiz Longi’yi uluslararası bir marka yapmak. İnsanların yaşayış biçimlerini daha iyi hale getirmek istiyoruz. Bunu yapabilecek düzeyde bir ekibiz; ve yapacağız. Bugün kırk beş yaşında birinin hayatına küçük ama önemli alışkanlıklar kazanmasında yardımcı olacağız ve o insanın bizi doksan yaşında, iyi yaş almış şekilde, mutlulukla hatırlamasına imkan tanıyacağız. Bu hedefler çok büyük ve çok çalışarak bunlar gerçek olacak.

Berk: Türkiye küresel firmalar çıkarma konusunda hala istenen seviyede değil. Demografik değişim sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı etkisine alan bir konu. Bu yüzden biz de küresel vizyonla Türkiye’den çıkan bir girişim olmak istiyoruz. Ancak böyle etkimizi kendi çevremizden çıkarabilir, dünyaya yayabiliriz.

Mezunlarımız için paylaşmak ve eklemek istedikleriniz var mı?

Fatih: Bir mezun olarak okulun mezunu olmanın yarattığı katma değeri arttırmak bütün gelecek için bir yatırım diye düşünüyorum. Bu nedenle mezunlarımızın yaşadıkları yerlerdeki diğer mezunlarla bağlarını güçlendirmesinin herkes için yararlı olacağının altını çizmek isterim. Bir de tabii, 13 Kasım’daki İstanbul Maratonu’nda Türkiye Alzheimer Derneği yararına koşacağız. Derneğe destek olmak isteyenler bize ulaşabilirler

Berk: Aynı şekilde ben de herkesi davet ediyorum. Ayrıca Mezunlar Derneği aracılığıyla Koç mezunlarının daha efektif bir araya gelerek yeni değerler çıkarabileceğine inancım tam. Tabii ki burada herkesin aktif rol alması gerekiyor.

Son olarak, Longi’ye ve size nasıl ulaşabiliriz?

Fatih: Longi’yi Apple App Store’dan “Longi” yazarak indirebilir, web-sitemiz www.golongi.com’a girebilirsiniz. Ayrıca email adresim: fatih@golongi.com . Röportaj fırsatı için ise size de ayrıca teşekkürler

Berk: Şahsen hala koç emailim aktif ve kullanıyorum. Eğer tamamen o kimlikle ulaşmak isteyen biri olursa brkyilmaz@ku.edu.tr yi kullanabilir Yoksa bana da berk@golongi.com dan ulaşabilirsiniz.

İş ve özel hayatınızla ilgili paylaşmak istediğiniz güzel haberleri bu sayfalardan mezunlarımıza duyuracağız. Güzel haberlerinizi mezun@ku.edu.tr adresine bekliyoruz.